
HSBC Küresel Yatırım Araştırma, 4 Ağustos 2026 tarihli "Türkiye: Anatolian Adaptability" başlıklı raporunda Türkiye hisse senetleri için "ağırlığını artır" (overweight) tavsiyesini sürdürdü. Banka, Orta Doğu'daki çatışmaların para politikasındaki normalleşmeyi geciktirdiğini fakat süreçten saptırmadığını belirtti.
TCMB'nin yurt içi koşullara bağlı olarak Eylül ayında faiz indirimlerine başlayabileceğini öngören ekonomistler, piyasanın önümüzdeki birkaç ay yatay seyretmesini, asıl yükseliş hareketinin ise yılın son çeyreğinde başlayıp 2027'ye kadar sürmesini bekliyor.
Raporda, Türk hisse senetlerindeki yabancı sahiplik oranının son 10 yılda yüzde 65'ten yüzde 33'e gerilediği ve Mart-Haziran dönemi arasında yaklaşık 2 milyar dolarlık net yabancı çıkışı yaşandığı kaydedildi.
Buna karşın Borsa İstanbul'un 12 aylık ileriye dönük 7,5 F/K (Fiyat/Kazanç) çarpanıyla işlem gördüğü ve özsermaye maliyetinin yüzde 25 seviyesinde hesaplandığı vurgulandı.
HSBC'nin Türkiye için belirlediği dört temel yatırım temasının başında savunma sanayii yer alıyor. Küresel askeri harcamaların 2025'te 2,887 trilyon dolara ulaştığı ortamda, Türkiye 2021-2025 döneminde küresel savunma ihracatçıları arasında 11. sıraya tırmandı ve pazar payını yüzde 0,9'dan yüzde 1,8'e çıkardı.
Savunma ve havacılık ihracatı Haziran 2026 itibarıyla yıllık yüzde 29 artışla 10,2 milyar dolara ulaştı. Aselsan 2026'nın ilk çeyreğinde 20,7 milyar dolarlık rekor bakiye siparişe ulaşırken, Baykar 2025'teki 2,5 milyar dolarlık gelirinin 2,2 milyar dolarını ihracattan elde ederek küresel İHA pazarının yaklaşık yüzde 60'ını oluşturdu.
Yapay zeka veri merkezlerinin enerji ihtiyacı artarken, Türk transformatör üreticileri ABD'deki üretim darboğazları ve uzun teslim sürelerini fırsata çeviriyor.
Yerli üreticilerin ABD ve küresel pazarlardaki bu tedarik açıklarını kapatmadaki rolü, raporda stratejik bir büyüme teması olarak nitelendiriliyor.
Banka, bölgedeki altyapı projeleri kapsamında Levant bölgesi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki mega projeler ve Ukrayna'nın yeniden inşasını Türk şirketleri için büyük fırsat alanları olarak tanımlıyor.
Havacılık sektöründe ise uluslararası yolcu trafiğinin Körfez havalimanlarından İstanbul'a doğru kayma gösterdiği ve bunun Türk havacılık şirketlerini olumlu etkilediği ifade ediliyor.



