
Küresel petrol piyasaları, İran ile Umman arasındaki diplomasi trafiğinden gelen olumlu haberlerle Perşembe gününe düşüşle başladı. İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden seyrüsefere açılmasına yönelik adımları piyasadaki risk primini hafifletirken, Orta Doğu'daki gerilimler ve ABD stoklarındaki artış fiyat dinamiklerini şekillendiriyor.
Brent petrol vadeli işlemleri varil başına yüzde 0,42 düşüşle 79,12 dolara geriledi. ABD Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise yüzde 0,56 kayıpla 74,80 dolar seviyesine indi. Çarşamba günkü kapanışta Brent petrolde sınırlı bir yükseliş görülürken WTI günü ekside tamamlamıştı. Nomura Securities ekonomisti Yuki Takashima, olumlu haber akışının piyasada belirgin bir satış baskısı yarattığını ifade etti. Takashima, fiyatların ABD ve İran'ın 17 Haziran'da geçici bir anlaşma imzaladığı dönemdeki seviyelere çekildiğine dikkat çekti. Yatırımcıların iki tarafın nihai bir sonuca ulaşıp ulaşamayacağını yakından takip ettiği vurgulandı.
Diplomatik kanatta ise Hürmüz Boğazı için coğrafi koordinatlar üzerinde anlaşma sağlandığı açıklandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağhayi, üçüncü tarafların müdahale etmemesi halinde ortak bir duyurunun yapılacağını belirtti. Basına yansıyan bilgilere göre, Umman'ın arabuluculuğundaki teklif Tahran'a Basra Körfezi'ne giren gemiler üzerinde denetim yetkisi tanıyor. Bu gelişme, krizin başından bu yana Tahran yönetimine verilen en büyük tavizlerden biri olarak öne çıkıyor. ABD tarafından henüz resmi bir onay açıklaması gelmedi. ABD Başkanı Donald Trump anlaşmaya yakın olunduğunu söylese de Washington yetkilileri, kritik su yolunun kontrolünün İran'a bırakılmasına sıcak bakmadıklarını yineliyor.
Saha boyutu değerlendirildiğinde bölgesel askeri risklerin sürdüğü görülüyor. Tahran yönetimi, olası bir ABD saldırısında Körfez ülkelerindeki kritik enerji tesislerini hedef alacağı yönünde uyarılarda bulundu. İran'ın bu yolla Washington müttefiklerini baskı altına alarak askeri seçeneğin maliyetini artırmayı hedeflediği kaydediliyor. ING analistleri yayımladıkları notta, küresel enerji akışının normale dönmesi için ABD-İran görüşmelerinin belirleyici olacağını vurguladı. Analistler, sürdürülebilir bir arz için somut ilerlemenin şart olduğunun altını çizdi.
Verilere bakıldığında Körfez ülkelerinin ham petrol ve kondensat ihracatının Temmuz ayında savaş öncesi dönemin yüzde 40 altında kaldığı görülüyor. Öte yandan Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin Suudi petrol tankerlerine düzenlediği füze saldırıları risk faktörlerini canlı tutuyor. Suudi makamları henüz bu iddiaları doğrulamış değil. Uzmanlar, Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerinin bölgesel iyimserliği sınırlandırdığını belirtiyor.
Payasa koşullarını etkileyen bir diğer başlık ise ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin açıkladığı haftalık stok verileri oldu. ABD'de rafinerilerin işleme kapasitelerini hafifçe düşürmesi ve ithalatın artması stok yükselişini beraberinde getirdi. Ham petrol stoklarındaki bu artış, küresel arz endişelerini bir miktar hafifleterek fiyatlardaki düşüş eğilimini destekledi. Fiyatların seyrini doğrudan ABD-İran hattından gelecek resmi açıklamalar belirleyecek.



