
Goldman Sachs tarafından yayımlanan araştırma notuna göre, küresel merkez bankaları Nisan ayında yaklaşık 59 ton altın satın aldı.
Notta, bu alımların yaklaşık 24 tonluk bölümünün Çin tarafından gerçekleştirildiğini tahmin edildiği belirtildi.
Altına yönelimin yalnızca kısa vadeli bir hareket olmadığı, resmi rezerv yönetiminde yapısal bir değişime işaret ettiği ifade edildi.
Goldman Sachs'ın geliştirdiği anlık tahmin modeline göre, merkez bankalarının aylık altın alımları mevsimsel olarak düzeltilmiş verilerle yaklaşık 50 ton seviyesine geriledi.
Banka, önceki dönemlere kıyasla hızda yavaşlama görülmesine rağmen mevcut eğilimin değişmediğini ve aylık 50 tonluk alım seviyesinin 2026 yılına kadar sürebileceğini öngördü. 2027 yılı itibarıyla ise bu rakamın yaklaşık 40 tona gerilemesi bekleniyor.
Dünya Altın Konseyi tarafından Şubat-Mayıs döneminde 76 merkez bankasıyla yapılan ankete göre, katılımcıların yüzde 45'i önümüzdeki 12 ay içinde altın rezervlerini artırmayı planlıyor.
Ankette, merkez bankalarının yaklaşık yüzde 90'ı küresel altın rezervlerinin artmaya devam edeceğini öngörürken, hiçbir katılımcı düşüş beklemediğini bildirdi.
Araştırma, rezerv yöneticileri arasında altının resmi portföylerdeki rolüne ilişkin algının güçlendiğini ortaya koydu.
Bu eğilimin, jeopolitik riskler ve dolar cinsinden varlıklara yönelik risk algısının yeniden değerlendirilmesiyle ilişkili olduğu belirtildi.
Çin'in Nisan ayındaki alımlarına ilişkin verilerin resmi açıklamalardan farklılık gösterebileceği ve rezerv yönetiminde şeffaflık sınırlılıkları nedeniyle gerçek zamanlı takibin zorlaştığı ifade edildi.
Goldman Sachs, merkez bankası talebinin önümüzdeki dönemde altın fiyatları için en güçlü yapısal desteklerden biri olmayı sürdüreceğini değerlendirdi.
Goldman Sachs değerlendirmesine göre merkez bankalarının altına yönelimi döngüsel değil esmi rezerv portföylerindeki rolünün genişlemesi olarak yapısal bir eğilim olarak öne çıkıyor.



