
Leuthold Group'un eski baş stratejisti Jim Paulsen, ikinci çeyrekteki güçlü yükselişe rağmen ABD hisse senedi piyasalarına ilişkin temkinli bir değerlendirme yaptı. Son notunda Paulsen, S&P 500 endeksinde önümüzdeki aylarda yüzde 10 ila 20 değişebilecek bir düzeltme riskine dikkat çekti.
Bussiner Insider'da yer alan habere göre, Paulsen, piyasadaki bazı uyarı sinyallerinin son aylarda daha görünür hale geldiğini belirterek, kısa vadede yapay zeka temalı hisselerde ilave yükselişler görülebileceğini ancak genel piyasa için risk dengesinin bozulduğunu ifade etti.
Ekonomik politika koşullarına işaret eden Paulsen, para ve maliye politikalarının daha kısıtlayıcı bir yapıya yöneldiğini, bunun da hisse senetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,49 seviyesine yükselerek kritik eşik olan yüzde 4,5'e yaklaştığını hatırlatan Paulsen, bütçe açığının GSYH'ye oranla düşmesinin de mali desteğin zayıfladığına işaret ettiğini belirtti.
Paulsen, enerji piyasasına ilişkin değerlendirmelerinde petrol fiyatlarının tarihsel olarak önemli bir sinyal sunduğunu ifade ederek petrolün zirve yaptığı dönemlerin çoğunlukla hisse senedi piyasalarında geri çekilmelerle örtüştüğünü kaydetti. Petrol fiyatlarındaki olası zirvenin ardından piyasa algısında hızlı bir değişim yaşanabileceğini söyledi.
Tüketici güveni ile piyasa performansı arasındaki ayrışmaya da dikkat çeken Paulsen, hisse senetlerinin rekor seviyelere yakın seyrettiğini ancak tüketici duyarlılığının zayıfladığını ifade etti. Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin Mayıs ayında tarihi düşük seviyelere gerilemesinin bu ayrışmayı güçlendirdiğini belirtti.
Paulsen ayrıca hisse senedi piyasası ile ekonomik büyüme arasındaki kopuşun arttığını söyledi. Özellikle teknoloji ve büyüme hisselerinin piyasa performansını yukarı taşıdığını, buna karşılık ekonominin geri kalanının daha sınırlı bir büyüme gösterdiğini ifade etti.
Kıdemli analist, "Belki de hem ekonomi hem de borsa içindeki bu devasa başarı ayrışması, son çeyreklerde olduğu gibi devam edecek. Ancak, bu durum çok kısa bir zaman diliminde bu kadar aşırı bir hal aldı; bir şeylerin değişmesi gerekmeden önce bu bölünmenin ne kadar daha sürebileceğini sorguluyorum" diye yazdı.
Yatırımcı davranışlarının da risk sinyali ürettiğini belirten Paulsen, portföylerde hisse senedi ağırlığının tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaştığını ve bunun geçmişte piyasa zayıflamasıyla örtüştüğünü söyledi.
Paulsen "1988'den beri, nakit hariç hisse senetlerinin portföydeki payı yüzde 50'ye yaklaştığında veya bu oranı aştığında, hisse senedi piyasası genellikle zorlanmıştır. Şu anda bu oran neredeyse yüzde 55 seviyesinde." ifadelerini kullandı.
Likidite koşullarındaki daralmaya da değinen Paulsen, nakit akışı dinamiklerindeki zayıflamanın 2008, 2020 ve 2022 dönemlerindeki piyasa düşüşleriyle benzerlik gösterdiğini ifade etti. Paulsen, likidite ile piyasa değerlemeleri arasındaki ayrışmanın sürdürülemez bir noktaya yaklaştığını belirtti.
Paulsen "Nakit akışı GSYİH büyümesini geçmeyi bıraktığında borsa genellikle düşüşe geçer. Borsa ile ekonomideki likidite seviyeleri arasındaki farklılık giderek daha aşırı ve endişe verici hale geliyor" dedi.




